9 Ekim 2011 Pazar

Sarhoş Kurbağalar Diyarında Bağbozumu

İki senedir gitmek istediğim ama bir türlü fırsat bulamadığım Mürefte'ye nihayet gidebildim.Hani dileğini dile ve unut olması gereken zamanda o zaten gerçekleşir derler ya aynen benim "Bağbozumu"maceramda öyle başladı.Aklımdan yokken, bir gün işten gelmiş indirim sitelerinde dolaşırken gördüm bağbozumu mürefte gezisini ve hemen ilk haftasonuna da rezervasyonumu yaptırdım.

Mürefte İstanbul'a 3,5-4 saat uzaklıkta bir yer.Tekirdağ'ın Şarköy ilçesine bağlı.Mürefte'nin Şarköy'e bağlanmasının hikayesi ilginç.Mürefte Cumhuriyetin ilanından sonra Tekirdağ iline bağlı ilçe merkezi olup nüfusun fazlalığını Rumların oluşturduğu bir yerdir.(Artık çok sayıda Rum evi kalmasa da olanları restore edip korumaya alınmış).1925 yılında Şarköy Gelibolu Sancağından Tekirdağ'a dahil edilmiş.O tarihte Mürefte ilçe merkeziydi,T.B.M.M. mürefte’yi ilçe merkezi olarak kabul ettiğine dahil telgrafın mürefteye gelmesi üzerine eşraftan Kara Ali ve Enver Ağa birlikte hazırladıkları bir demet lahana ve pırasayı bir güzel süsleyip üzerine ‘Mürefte aldı kazayı,şarköy aldı pırasayı ’şeklinde bir yazı yazıp Şarköy'e göndermişler.Şarköy'ün o tarihte ileri gelenleri bu durumu hazmedemeyip bu çirkin olayı Ankara hükümetine iletmiş.T.B.M.M de yeniden oylama yapmış ve zamanın Kırklareli Milletvekili Merhum Şevket Kaltak kıran desteğiyle ilçe merkezliği Mürefteden alınmış Şarköy’e verilmiş o zamandan beri de Mürefte Şarköye bağlıdır.

Teknolojinin çok ileri olmadığı dönemlerde bağbozumu festivallerinde kadınlar ayaklarıyla sarap teknelerinde üzümleri çiğnerken,teknelerin kenarlarından sızan ve dökülen şıralar derelere,nehirlere kadar taşarmış.Bu yüzden de o şıralardan nasibini alan dere kurbağalarının bile bunu içerek sarhoş olduğu söylendiğinden Mürefte'ye "Sarhoş kurbağalar diyarı"da denmektedir.

Turumuzda ilk önce Çeşmeli köyündeki "Chateau Nuzun" adlı butik bir şarap fabrikasında başladı.Orada üzüm bağlarına girdik,üzümler kestik ve yedik.Şarap yapımı hakkında bilgi alıp, tadım yaptık.Daha sonra İğdeada köyüne geçip öğlen yemeğimizi Saroz'u gören tepe bir restaurantın yemyeşil bahçesinde,mis gibi çiçek kokularıyla birlikte yedik.Havasından mıdır nedir bilinmez yemekten kalktıktan sonra sanki tencere tencere yemek yemiş gibi hissediyordum kendimi:)(ki yemedim o kadar)Daha sonra Mürefte merkeze gidip Türkiye'nin ilk şarap müzesi olan "kutman"şarap müzesini gezdik.Sonrasın da sahilde kısa bir yürüyüş ve çay bahçesinde bir kahve içip dönüş yolumuza Hoşköy ve Uçmakdere'den devam ettik.Hoşköy çok minik bir köy.Sadece beyaz bir fener dikkatimizi çekiyor.Hiç alçı kullanılmadan Fransızlar tarafından yapılmış bir fener.Yakın zamanda restore edilip açılması bekleniyormuş.Uçmakdere'ye ise asırlık çınarların olduğu yollardan ulaşıyoruz.Ganos dağının bulunduğu bir bölge.Eee tabi dağ olunca dağcılık sporları da yapılmadan olur mu?Biz de otobüsümüzle panorama yerine cıkıp yamaç paraşütü yapanları rose şarabımız eşliğinde seyre daldık.Bu bakmakla doyamadığımız manzaraya zorla veda edip Tekirdağ'da köfte molasından sonra aksam 22.00 civarında İstanbul'a geldik.Çok keyifli ve günübirlik olmasına rağmen çok dinlendirici bir pazar günüydü.Herkese tavsiye ederim.






3 yorum:

Burcu dedi ki...

ben bayıldım bu manzaraya üzümlere bağlara çok istiyorum bende bir bağ bozumunda olmak o hissi yaşamak ne güzel yaşamışsın fotograflarda manzara harika ellerine sağlık sevgiler...

** ZEL ** dedi ki...

Ne güzel manzaralar,ne hoş kareler..
İlk defa sizden duyuyorum Mürefteyi ve ben de gitmek istiyorum :)
Umarım gerçekleşir..
Mutlu haftalar diliyorum canım..
Sevgilerimle..

Guzunkizi dedi ki...

Sevgili Burcu;kesinlikle tavsiye ederim.Bir kereliğine de olsa deneyimlemek keyifli.Huzurlu dogada olmak tüm stresi sıkıntıyı alıyor zaten.Agustos ortasında başlayıp eylülün ikinci yarısına kadar devam ediyormuş.

Sevgili Zel;ben de tesadüf eseri internetten öğrenmiştim.:)Keyifliydi gercekten.Neşeli haftalar:)