can yücel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
can yücel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Haziran 2013 Cumartesi

Günlük Günlerime Dönüş...Rakı İçen Kadın...

Uzun bir ara ,hayat koşturması,sorgulamalar,ertelemeler ve yeni keşifler...
 
Can Baba  ve "hep yeni kal" ile açılış günlük günlerime...
 
Rakıyı içen kadın gülüyorsa, o gülüşün ardında en az dokuz roman, on dört tane de film repliği yatar.
Rakıyı içen kadının gülüşünde, bu dünyanın en zararsız mut...luluğu vardır çünkü, büyük gülerler, büyük susarlar…
Rakı içen kadın, rakıyı çok sık içmez.
Ama rakıyı içtiği an, bil ki içme zamanı gelmiştir ve konuştuklarında net konuşurlar..
O kadınlar keyfine doyum olmayan bir akşamüstü sonrasında, bir kıyıda köşede, gece sefası gibi açarlar.
O kadınlar, afet-i devrandır…..
Ve, rakı içen kadının elleri güzeldir…
O kadınlar, senden başkasını severlerken bile seni incitmezler.
Rakı içen kadın, cihanda sulhtur: ağdalı değil, nağmeli sever.
Rakı içen kadın güzeldir, masasındakiler de...
 Can Yücel
 
 

14 Mayıs 2013 Salı

Can Baba'dan...Kötü değil mi?


Hiç, bir insanı unutmak,

Bir insandan vazgeçmek,

Bir insanı hayatından sonsuza kadar çıkartmak zorunda kaldın mı hiç?

Hani ölmüş gibi,
Hani uzatsan da elini tutamayacağını bilmek gibi,
Her an kapından içeri gülümseyerek gireceğini bekleyip ...ama aslında hiç gelemeyeceğini de bilmen gibi.
Ne zor şey değil mi ölmediğini bilmek,
Ama ölmüş gibi ulaşılmaz olması artık o insanın sana,
Ne kadar katlanılmaz bir gerçek değil mi sen hala bu kadar sevgili iken ?Özlemek,
Bu kadar özlemek,
Etini kemiğini yakarcasına özlemek,
Çok kötü değil mi?

Can Yücel
 
 

30 Mart 2012 Cuma

Gitmek


Bugünlerde herkes gitmek istiyor.
Küçük bir sahil kasabasına,
Bir başka ...ülkeye, dağlara, uzaklara...

Hayatından memnun olan yok.
Kiminle konuşsam aynı şey...
Herşeyi, herkesi bırakıp gitme isteği.

Öyle "yanına almak istediği üç şey" falan yok.
Bir kendisi.
Bu yeter zaten.
Herşeyi, herkesi götürdün demektir.
Keşke kendini bırakıp gidebilse insan.
Ama olmuyor.

Hadi kendimize razıyız diyelim, öteki de olmuyor.
Yani herşeyi yüzüstü bırakmak göze alınmıyor.

Böyle gidiyoruz işte.
Bir yanımız "kalk gidelim",
öbür yanımız "otur" diyor.

"Otur" diyen kazanıyor.
O yan kalabalık zira...
İş, güç, sorumluluk, çoluk çocuk, aile,
Güvende olma duygusu...
En kötüsü alışkanlık.
Alışkanlığın verdiği rahatlık,
Monotonluğun doğurduğu bıkkınlığı yeniyor.
Kalıyoruz...
Kuş olup uçmak isterken, ağaç olup kök salıyoruz.

Evlenmeler...
Bir çocuk daha doğurmalar...
Borçlara girmeler...
İşi büyütmeler...
Bir köpek bile bizi uçmaktan alıkoyabiliyor.

Misal ben...
Kapıdaki Rex'i bırakıp gidemiyorum.
Değil bu şehirden gitmek,
İki sokak öteye taşınamıyorum.
Alıp götürsem gelmez ki...
Bütün sokağın köpeği olduğunun farkında,
Herkes onu, o herkesi seviyor.
Hangi birimizle gitsin?

"Sırtında yumurta küfesi olmak" diye bir deyim vardır;
Evet, sırtımızda yumurta küfesi var hepimizin,
Kendi imalatımız küfeler.

Ama eğreti de yaşanmaz ki bu dünyada.
Ölüm var zira.
Ölüme inat tutunmak lazım,
İnadına kök salmak lazım.

Bari ufak kaçışlar yapabilsek.
Var tabii yapanlar, ama az.
Sadece kaymak tabakası.
Hepimiz kaçabilsek...
Bütçe, zaman, keyif... Denk olsa.
Gün içinde mesela...
Küçücük gitmeler yapabilsek.

Ne mümkün.
Sabah 9, akşam 18
Sonra başka mecburiyetler
Sıkışıp kaldık.
Sırf yeme, içme, barınmanın bedeli
Bu kadar ağır olmamalı.

Hayatta kalabilmek için bir ömür veriyoruz.
Bir ömür karşılığı, bir ömür yani.
Ne saçma...
Bahar mıdır bizi bu hale getiren?
Galiba.

Ben her bahar aşık olmam ama
Her bahar gitmek isterim.
Gittiğim olmadı hiç,
Ama olsun... İstemek de güzel.

CAN YÜCEL

11 Mart 2012 Pazar

Yanlış Hayatın Peşinden Koşmayacaksın

Ne olmasını bekliyorsun?

Hayatın sana ne sunmasını bekliyorsun?

Dün akşam hayalini kurduğun şeylerin,
...
sabah olunca gerçekleşeceğini mi umuyorsun?

... Yanlış Hayatın Peşinde Koşmayacaksın!

Sistem böyle çalışmıyor!

Düşünce gücü, metafizik, parapsikoloji, yoga, meditasyon, aklına her ne

geliyorsa, neye inanıyor ve peşinden gidiyorsan, hepsi bir yerde tıkanıp

kalacaktır!

Ummakla, dilemekle olmuyor, ayağa kalkacaksın!

Her şeyden önce farkına varacaksın!

Hangi öğretiye inanırsan inan, üstün körü anlamayacaksın.

Bir bilgiyi gerçekten hayatında uygulayamıyorsan,

o bilgiye sahip olduğun yanılgısına kapılmışsın demektir.

Kendini kandırmayacaksın!

Gerçekleri anlayacak, sonu her ne olursa olsun kabul edeceksin.

Bazen bildiklerin, öğrendiklerinin acı verir.

Onu da yaşayacaksın.

Önce kendinin, ne olduğunun, nelere sahip olduğunun, gücünün, yeteneklerinin,

bu hayata neden geldiğinin farkına varacaksın.

Hayatını, gereksiz şeyler uğruna harcamayacaksın.

Kalbinde yaşadığın her duyguyu aşk sanıp, peşinden çöllere düşmeyeceksin.

Aşkın adını ağzına almadan önce, uzun uzun düşüneceksin.

Yüreğinle yüzleşeceksin. Sevgiyi, tutkuyu, şehveti, alışkanlığı, çekimi, aşkı

birbirinden ayırt edeceksin.

Hiç kimsenin ve hiçbir şeyin senden daha önemli olduğunu düşünmeyeceksin.

Bedenine, ruhuna, aklına sahip çıkacaksın. Hak etmeyenin ardından yas tutup,

bunu da aşka bağlayıp, aşkın şanını kirletmeyeceksin.

Kendini tanıyacaksın, hem de çok iyi tanıyacaksın! Kimleri, neden ve niçin

seçtiğini bileceksin.

İnsanız hepimiz, elbette zayıflıklarımız, düşkünlüklerimiz, saflıklarımız var ancak

kendi huylarını, eksiklerini iyi tahlil edeceksin.

Ardından gözyaşı döktüğünün adını doğru koyacaksın!

Yıllar süren yaslar yaşayıp, unutamadığını iddia edeceğine, neden hayatına

başlayamadığını çözeceksin.

Korkularınla yüzleşeceksin.

Yattığın yerden, kurduğun hayale uygun bir beyaz atlı prens beklemeyeceksin.

Aklın çalışacak, elin ekmek tutacak, kimseye boyun eğmeden yaşamanın lezzetini

bileceksin.

İster kocan olsun, ister oğlun, ister anan, ister baban, kimsenin sevgisiyle

hükmünü birbirine karıştırmayacaksın.

Ezilen, zavallı, akılsız olmak kazandırır gibi dursa da, sonunda mutlak kaybettirir;

bunu unutmayacaksın!

Başkalarına değil, kendi gücüne inanacaksın.

Birinin boynuna asılarak durursan, karşındakini yormakla kalmazsın, bir gün kendi

kolların bile çekemez ağırlığını düşersin; kimseye dayanmayacaksın!

Dünya da sensin, evren de!

Kendini geliştireceksin.

Büyüyeceksin, olgunlaşacaksın.

Ruhunu da, aklını da bedenin gibi besleyeceksin.

Önce sen büyük olacaksın, farkında olacaksın, sonra dünyanın zevklerinin, aşkın,

hayatın tadını çıkaracaksın.

Emanet hayatlara tutunup, ömrünü harcamayacaksın.

Ne olmasını bekliyorsan, sen öyle oturdukça, olmayacak.

Boşuna hayal kurmayacaksın!

CAN YÜCEL