29 Kasım 2011 Salı

Yeni ojelerim

Yıllar yılı hiç bitmeyen bir takıntım varsa o da oje takıntım.Bunca yıl hiç ihtiyacım olmadığı halde almaktan bıkmadıysam herhalde bundan sonra da bıkmayacağım diye düşünüyorum.Seviyorum ama bu takıntımı:)

Bu oje pastel 06 numaranın  üzerine alix avien siyah çatlayan oje sürülmüş hali.İlk başta sadece yeşil oje sürme düşüncem vardı.Ama gözüm pek alışmdı üstüne siyah sürünce daha bir başka oldu sanki.Yeşil gömlek ve siyah etek giyeceğim bir gün sürmüştüm.


Diğeri de golden rose'un yeni matte serisi.Buzlu cam gibi,diğer ojelerden daha mat ama soluk değil.Değişik bir dokusu var ve çok çabuk kuruyor.Çok beğendim:)

27 Kasım 2011 Pazar

Bella'nın Gelinliği

Alacakaranlık serisinin Şafak vakti adlı filmi 18 kasımda vizyona girdi.Filmde Bella Swan karakterini canlandıran Kristen Steward’ın giydiği gelinliğe bayıldım.Nasıl zarif bir gelinliktir o.Önden son derece sade,zarif bir gelinlik.Tüm detaylar sırt kısmında.Sırtın orta kısmı beyaz tül kenarları  oval işlemeli.Benzer oval işlemeleri duvağın tokasında ve ayakkabıda da kullanmışlar.Duvakta beyaz incilerle,ayakkabı da gri taşlarla yapılmış.Gelinlik Caroline Herrera imzalı.Sadelik ve zerafetin resimleri.:




24 Kasım 2011 Perşembe

Öğretmenler Günümüz Kutlu Olsun

Çıldırasayı sevgi, eğlence,partiler,renkli kalemler,oyuncaklar, boyama kitapları, kartonlar, el işi kağıtları, doğum günleri, neşe, kahkaha, arada bir ağlamaca sızlanma, paylaşamamaca, her aklına geldiği pat diye söyleyivermece, her zaman dürüstlük, hep iyilik, pastalar, çikolatalar,stickerlar, gülen yüzler ve daha yüzlercesi...
Rengarenk çocuklar mini mini gözleriyle, koşulsuz saf sevgileriyle gözümün içine içine bakarken,nefesimi kesicek kadar çok boynuma sarılıp öperken bu mesleği sevmemek mümkün mü?Bu koşulsuz sevgiye, bu saflığa,masumiyete bir insan nasıl karşı koyabilir ki?İyiki...iyiki öğretmenim .Tüm öğretmenlerin öğretmenler günü kutlu olsun...En başta yeni nesil sizin eseriniz olacaktır diyen Başöğretmenimiz Atatürk'ün..
Eğitim demek, vücutta ve ruhtaki güzelliği ve mükemmelliği son mertebesine kadar geliştirmek demektir. 
(Eflatun)

21 Kasım 2011 Pazartesi

"Can Dostum" filminden

Değeri Fazla OLan Tüm Kadınlara Gelsin...

Bir konuşma sırasında adamın biri kadının birine sormuş:
-''Nasıl bir erkek arıyorsun?''

 Kadın bir süre sessiz kaldıktan sonra adamın gözlerinin içine
bakarak sormuş: ''Gerçekten bilmek istiyor musun?''

 Adam biraz isteksiz, ''Evet'' demiş.
Ve kadın baslamış anlatmaya…

 ''Bugün ve bu yaşta bir kadın olarak,bir erkeğe onun benim için
benim kendime yapabilecegimden fazla ne yapabileceğini soracak
konumdayım.
Kendi masraflarımı karşılayabiliyorum;bir erkeğin ya da bir başka
kadının yardımına gerek duymadan evimi idare ediyorum.
Böyle olunca,''Sen masaya ne koyuyorsun?'' sorusunu sorma
konumundayım.

 Adam kadına bakmış.Paradan söz ettigini düşünüyormuş.

 Kadın hemen bu düşünceyi düzeltmiş: ''Sözünü ettiğim,para değil.
Ondan öte bir şey istiyorum.Hayatın her alanında mükemmeliyeti
arayan bir erkeğe ihtiyacım var.''

 Adam arkasına yaslanıp kollarını kavuşturarak kadından biraz
daha açıklama istemiş.Kadın başlamış anlatmaya:

 ''Kendini zihnen mükemmelleştirmeye çalışan birini istiyorum,
çünkü sohbet ve zihnen uyarılma arıyorum.Basit bir adama ihtiyacım yok.
Ruhen mükemmelleşmeye çalışan birini arıyorum,çünkü dengesiz
bir birleşmeye ihtiyacım yok.
İnananlarla inanmayanların bir araya gelmesi felakete yol açar.
Bir kadın olarak yaşadıklarımı anlayacak kadar duyarlı,
ayağımı sağlam basmamı sağlayacak kadar güçlü bir erkek arıyorum.
Saygı duyabileceğim birini arıyorum.Ona boyun eğmem için
onu saymam gerekir.Ben ona ne kadar dürüst ve açıksam,
onun da bana dürüst ve açık olması gerekir.
Kendi işini,hayatını yürütemeyen adama boyun eğemem.
Boyun eğme konusunda sorunum yok,yeter ki buna değer biri olsun.
Tanrı kadını erkeğe eş ve yardımcı olarak yaratmış.
Kendine yardım edemeyen adama ben yardım edemem.''

 Kadın aklından geçenleri böyle döküverdikten sonra adama bakmış.

 Adam yüzünde şaşkın bir ifadeyle oturakalmışmış:

 ''Çok fazla şey istiyorsun.'' demiş.
''Değerim çok fazla.'' diye yanıtlamış kadın...
Kaynağını bilmiyorum:(

19 Kasım 2011 Cumartesi

Kıpkırmızı çizmelerrrr

Geçen gün Cevahir avmde dolaşıyordum.Akşam trafiğine de kalmak istemediğimden koştur koştur mağazalara girip çıkıyorum.Tam koşturma gazına gelmiş Oysho'nun önünden geçerkeeeeeen kapının önünde duran bir çift kıpkırmızı çizme beni olduğum yere mıhladı:) Kırmızı takıntım tam bitti derken ve asla ama asla bu sarı çizmeli memed ağa botları giymem diyen bendeniz bu lastik çizmelere asık oldum :) 79 yada 89Tl idi yanlış hatırlamıyorsam.Tabiki denedim beğendim .Ama alsam mı almasam mı derken sonra bakarım deyip çıktım.Ama 2 gündür de aklımdan çıkmıyor.Yani bu demek oluyor ki pazartesi istikamet Oysho :)
Siyah,lacivert,bağcıklı yeşil seçenekleri de var sevenlere.
Bana sorarsanız "Aman beaa kırmızı olsun üc kuruş fazla olsunnn":)))

18 Kasım 2011 Cuma

Tüm Blog Yazarları Buraya!

 Facebook'ta tesadüf eseri rastladım bu gruba. "Takip ediyoruz,okuyoruz,yorum bırakıyoruz.Blogları tüm engellemelere rağmen eski günlerine döndürüyoruz" sloganıyla yola çıkmış blog sevdalıları (bloxoo.com 'un kapatılması,bir dönem yaşanan blogspot.com uzantısının erişiminin engellenmesi vb sebepler malumunuz) facebookta bir grup kurup blogları tanıtmaya başlamış.

 Henüz çok yeniler,18 günlükler... Ama ben hızla büyüyeceklerine eminim.Şahsen bilmediğim pek çok blog öğrendim şu çömez bloggerlık aylarımda.Bu da her gün yeni insanlar,yeni hikayeler,yeni yaşanmışlıklar,yeni bilgiler demek oluyor hepimiz için.

 Eğer blog camiasına dalıpta çıkamayanlardansanız kesinlikle bir uğrayın derim.Ayrıca sizler de blogunuzun adresini verip tanınmasını sağlayabilirsiniz.İleriki zamanlarda bloglardan seçilen yazıları yayınlamak gibi düşünceleri de varmış.Ben sevdim,beğendim,takipteyim:) Tık tık

17 Kasım 2011 Perşembe

Sadece "kadın" olanlar

Bugünlerde gel gitler bırakmıyor zihnimi.Bir sene öncesine gider buluyorum düşüncelerimi.Sorumluluğun olmadığına inandığı hayatı seçeni O'nu düsünüyorum.O seçti seçmesine de peki onu çağıranlar düşünmediler mi hiç bugun benim için baskasını terk eden yarın da baska baska birileri için bizi terk eder diye
?Oysa ne kadar basit bir denklem.İki iki daha dört gibi geliyor nedense bana.Nasıl bir zihniyettir şu anlamıyorum:

Çatlaklardan sızan ne olduğu belirsiz zihniyet:"Bu adamın tarihin birinde bu kızla bir birlikteliği olduysa benimle de pekala birlikte olabilir.Ask?Aman bu kıza da asıktı zaten , bana da olur nolcak.Hem ben halihazırda ilişkideki sorunlarını biliyorum.onları sunmam,sadece isteklerini veririm olur biter.Bir süre idare ederim acısına ortak bir iki gözyaşı bikaç oğlum bizde de şans mı var nidaları....Hımm.. yasasın konuşmaktansa susmayı seçen çiftler.Hazır bir çatlak var ben sızayım..."

Bilen,anlayan varsa bana da anlatsa?

Nette okudum ,beğendim,paylaşmak istedim...

Sadece "Kadın" Olanlar

“Güzel olan bir şey, her zaman iyi olmayabilir; ama iyi bir şey her zaman güzeldir” L'Enclos
Bazıları vardır…

Onlar sadece kadındır…

Evet, sadece kadın… Üstelik sadece kadın olarak kalmaktan son derece memnundurlar…

Eh sadece kadın olunca da hayattaki en büyük gayeleri erkek oluyor elbette…

“Ben istediğim her erkeği elde ederim!” … Bu cümleyi ilk duyduğumda dehşete kapılmamıştım, işin ciddiyetini bile anlamamıştım, bunun bir meziyet olduğunu sanacak yaştaydım o zamanlar… Sanmıştım da zaten. Bunu söyleyeni de pek becerikli bir kadın sanmıştım, gerçi becerilerini sonradan anlamıştım.

İstediğin erkek her daim elde edilecek biriyse sen değil herkes elde eder onu. Elde etmek fiilinden bu cümlede nefret ettim şu anda. Aşık olmak, sevmek, hoşlanmak gibi daha hissi fiilleri tercih ederim, ama onlar da bu iddialı cümleye girdiğinde anlamlarını yitirecekler zaten…

“Ben istediğim erkeği kendime aşık ederim” …

İyi halt edersin, madalyayı nerede takıyorlar o zaman?

Hep bir iddia ve sürekli kendinden vazgeçiş var aslında… Zira bu kadar iddianın ardından erkeğe oturup Neruda’dan şiirler okumayacaksın herhalde, “ilkbaharın kiraz ağaçlarıyla yaptığını yapmayacaksın” adama, eril düşüncenin kadını nasıl ezdiğinden de bahsetmeyeceksin sanırım… Tam da kendin eril düşünceye yakışır davranırken üstelik.

Oldu!

Bu bir meziyet değil, üzgünüm. Belki de sen sadece senin numaralarına kanacak erkekleri istiyorsundur… Her şey olabilir…

Bir adamın aklını başından almanın türlü yolları olabilir hatta demir yürekli olanlar için bile bir yol bulunabilir. Sonuçta herkesin bir zayıf noktası vardır. Zorlarsan kırılır.

Sonuç; kadının kendini sınır bilmeden sunmasıdır.

Budur yani elde etmek… Kendini tamamen feda etmekle eş değer… Erkek de geri zekalıydı, anlamayacak sanki bu numaraları…

Kadınları bir eşya, erkekleri de kandırılacak birer aptal gibi gören zihniyete tersim ben…

Kimse aptal değil…

Herkes aslında memelerin emzirmeye ve bacakların da yürümeye yaradığını biliyor… Karşısına “sadece kadın” olarak çıktığınız erkekler bir gün sizden vazgeçerler… Hepimiz insanız çünkü, zayıflıklarımızla bizi kandıranları en sonunda anlarız.

Kaç aşk böceğinin içinden ne hıyarlar çıktı. Anlamadık mı?

Onlar da anlarlar, Afrodit’in içinden çıkan aptalı…

“Güzel olan bir şey, her zaman iyi olmayabilir; ama iyi bir şey her zaman güzeldir” diye boşuna dememiş L’Enclos…
 
cadi.haberinyeri.net