Instagram fotoğraf paylaşım programının Facebook tarafından 1 milyar dolara satın alınması tüm dünyada sosyal medyayı sallayan bir gelişme oldu dün.Az önce internette okuduğum detayları görünce şaşkınlığım bin kat daha arttı ,artı hayatımla ilgili bir dönüş yapmak istediğim şu günlerde inanılmaz bir motivasyon kaynağı oldu.
Şöyle ki, instagramın yaratıcıları önce Burbn diye bir lokasyon belirleme programı üretmişler.Ancak aynı dönemde foursquare programı da çıkınca Burbn lokasyon belirlemek için çok kullanılmayıp fotoğraf için kullanılmaya başlanmış.Bunun üzerine Burbn rafa kaldırılıp ınstagrama dönüştürülmüş.Instagram kullanıcılarının artmasıyla milyon dolarlık yatırımlar yapılmış.Şu an instagramın 30 milyon kullanıcısı varmış, facebook un ise 850 milyon civarında.Facebook uygulamasıyla birlikte instagramdaki kullanıcı sayısı da hızla artacaktır.
Teknoloji kullanımında çok da yetenekli olmayan ben bunları niye anlattım?
Çünkü 1 milyar dolarlık instagramın ekibi sade ve sadece 12 kişiymiş.12 kişi ile milyar dolarlık iş yapılabiliyormuş.Ve bu ekiptekilerini yetkinlikleri herşeyden önemliymiş.Bir şey denedim olmadı rafa kaldıralım değil "onu geliştirmek için ne yapalım "önemliymiş.Fırsatları ve ortamları iyi değerlendirmek gerekliymiş.
Ben hala 12 kişi ,30 milyon kullanıcı ve 1 milyar dolarda takıldım o ayrı :))
10 Nisan 2012 Salı
8 Nisan 2012 Pazar
Yüreği Çingene Kızlara...
Bir varmış, bir yokmuş; bir zamanlar, memleketin birinde "yüreği yerleşik" kızlar yaşarmış. Annelerinin eşarplarını köşesinden büzer, duvak yapıp aynaya bakarlarmış. Bebeklerine, türlü giyşi diker, ninniler söylerlermiş.
Gel gelelim aynı memlekette "yüreği çingene" bir kiz daha varmıs; halıya boylu boyunca uzanır, dünya atlasına bakar ve gözlerini yumarmış. Gözlerini açtığında da parmagını dokunduğu diyarda olduğunu düşlermiş.
Aradan zaman geçmiş, pireler berberlikten, develer tellallıktan vazgeçmiş. Herkesin düşü gerçekleşmiş. "yüreği yerleşik" kızlar sahici duvaklar takıp bebeklerine ninniler söylemiş. "yüreği çingene" kız ise parmağını koydugu her yeri gezmiş...
Şarkısı:
Gel gelelim aynı memlekette "yüreği çingene" bir kiz daha varmıs; halıya boylu boyunca uzanır, dünya atlasına bakar ve gözlerini yumarmış. Gözlerini açtığında da parmagını dokunduğu diyarda olduğunu düşlermiş.
Aradan zaman geçmiş, pireler berberlikten, develer tellallıktan vazgeçmiş. Herkesin düşü gerçekleşmiş. "yüreği yerleşik" kızlar sahici duvaklar takıp bebeklerine ninniler söylemiş. "yüreği çingene" kız ise parmağını koydugu her yeri gezmiş...
Şarkısı:
Çok gidesim var gene...Her gidişimde biraz daha yakın oluyorum ben kendime.Sanki hayat o zamanlarda daha bir "Ben gibi"
3 Nisan 2012 Salı
Tanrılar Okulu
European School of Economics'in kurucusu Prof.Stefano E. D'Anna'nın yazdığı Tanrılar Okulu kitabı geçen seneden beri elimde olan, ara ara dönüp baktığım, bir çırpıda değil de sindire sindire okunması gereken bir kitap.Bazı kitaplar bitmesin istersiniz,bitmezde.Altı çizili her cümle alır bir düşe götürür bizi.Tanrılar Okulu'da bitmemiş olmasına rağmen, elime aldığımda yine kaldığı yerden beni harekete geçiren bir kitap
Kitaptan altı çizili satırlar:
*Dünya,senin onu düşlediğin gibidir;o bir aynadır.Dışarıda kendi dünyanı bulursun,yarattığın,düşlediğin.Değiş ki dünya değişsin...
*Bağımlılık,özgürlükten yoksunluğu ve yaşamdan vazgeçişi gizlemek için insanların taktığı maskedir.
*Varlığını hafifletmek ciddi bir emek ister.Bunun için ebeveynlerinin,öğretmenlerinin,felaket tellallarının ve kıyamet habercilerinin sana dayatma yoluyla öğrettikleri her şeyi arkanda bırakman gerekir.
*Gördüğümüz ve dokunduğumuz her şey bir görünmeyenden gelir.
*Yaşantında herşey tekrar ediyor.Aynı olaylar defalarca yaşanıyor,çünkü onları değiştirmek istemiyorsun.Yine şikayet ediyor yine dünyayı suçluyor ve yine dışarıdan birilerinin seni incittiğine ve felaketler getirdiğine inanıyorsun.Zamanın bu döngüsünde sıkışıp kalmış bir kişinin gerçek bir geleceği olamaz.Ancak tekrar tekrar yaşadığı bir geçmişi olur.
*Yaşamda boşluklar yoktur.Eğer sen,kendini yeni bir biçimde düşünmeye ve davranmaya zorlayarak bunları doldurmazsan,bunu senin adına tüm zalimliğiyle başkası yapacaktır.
*Görüş açımızı alt üst etmeyi öğrenmemiz gerekmektedir.İnsanların genellikle zorluk veya felaket olarak görüdkleri,beddua ettikleri,her ne pahasına olursa olsun kaçındıkları her şey aslında ölüm psikolojilerini yaşam psikolojisine dönüştürmelerini sağlayacak çok değerli malzemelerdir.Kötülük,iyiliğe hizmet eder.
*Daha az ye,daha çok düşle.Daha az uyu,daha çok nefes al.Daha az öl,edebiyen yaşa...
*Sen kendine yatırım yaparsan,dünya da sana yatırım yapar.
*Dünya,kendi 'düşlerimizin' hayata geçirilmesidir...Ya da kabuslarımızın...
Kitaptan altı çizili satırlar:
*Dünya,senin onu düşlediğin gibidir;o bir aynadır.Dışarıda kendi dünyanı bulursun,yarattığın,düşlediğin.Değiş ki dünya değişsin...
*Bağımlılık,özgürlükten yoksunluğu ve yaşamdan vazgeçişi gizlemek için insanların taktığı maskedir.
*Varlığını hafifletmek ciddi bir emek ister.Bunun için ebeveynlerinin,öğretmenlerinin,felaket tellallarının ve kıyamet habercilerinin sana dayatma yoluyla öğrettikleri her şeyi arkanda bırakman gerekir.
*Gördüğümüz ve dokunduğumuz her şey bir görünmeyenden gelir.
*Yaşantında herşey tekrar ediyor.Aynı olaylar defalarca yaşanıyor,çünkü onları değiştirmek istemiyorsun.Yine şikayet ediyor yine dünyayı suçluyor ve yine dışarıdan birilerinin seni incittiğine ve felaketler getirdiğine inanıyorsun.Zamanın bu döngüsünde sıkışıp kalmış bir kişinin gerçek bir geleceği olamaz.Ancak tekrar tekrar yaşadığı bir geçmişi olur.
*Yaşamda boşluklar yoktur.Eğer sen,kendini yeni bir biçimde düşünmeye ve davranmaya zorlayarak bunları doldurmazsan,bunu senin adına tüm zalimliğiyle başkası yapacaktır.
*Görüş açımızı alt üst etmeyi öğrenmemiz gerekmektedir.İnsanların genellikle zorluk veya felaket olarak görüdkleri,beddua ettikleri,her ne pahasına olursa olsun kaçındıkları her şey aslında ölüm psikolojilerini yaşam psikolojisine dönüştürmelerini sağlayacak çok değerli malzemelerdir.Kötülük,iyiliğe hizmet eder.
*Daha az ye,daha çok düşle.Daha az uyu,daha çok nefes al.Daha az öl,edebiyen yaşa...
*Sen kendine yatırım yaparsan,dünya da sana yatırım yapar.
*Dünya,kendi 'düşlerimizin' hayata geçirilmesidir...Ya da kabuslarımızın...
30 Mart 2012 Cuma
Herkesin İzlemesi Gereken Videolar
Bugün haftaiçi yoğun çalışan bir anne-babanın, her pazar günü Ataşehir'den Kasımpaşa'ya çocuklarına taze ve doğal yumurta,süt,tereyağ almak için saat 07.00'da evden çıktıklarını;yağmur-çamur,yaz-kış demeden bunu her hafta asla aksatmadan yaptıklarını öğrendim.Üstüne bu videoyu bir arkadaşımın paylaştığını gördüm.Ted'in kendi sitesinde Türkçe altyazılısı bulunuyor.İzlemeli ve her aileye izlettirilmeli diye düşünüyorum.
Gitmek
Bugünlerde herkes gitmek istiyor.
Küçük bir sahil kasabasına,
Bir başka ...ülkeye, dağlara, uzaklara...
Hayatından memnun olan yok.
Kiminle konuşsam aynı şey...
Herşeyi, herkesi bırakıp gitme isteği.
Öyle "yanına almak istediği üç şey" falan yok.
Bir kendisi.
Bu yeter zaten.
Herşeyi, herkesi götürdün demektir.
Keşke kendini bırakıp gidebilse insan.
Ama olmuyor.
Hadi kendimize razıyız diyelim, öteki de olmuyor.
Yani herşeyi yüzüstü bırakmak göze alınmıyor.
Böyle gidiyoruz işte.
Bir yanımız "kalk gidelim",
öbür yanımız "otur" diyor.
"Otur" diyen kazanıyor.
O yan kalabalık zira...
İş, güç, sorumluluk, çoluk çocuk, aile,
Güvende olma duygusu...
En kötüsü alışkanlık.
Alışkanlığın verdiği rahatlık,
Monotonluğun doğurduğu bıkkınlığı yeniyor.
Kalıyoruz...
Kuş olup uçmak isterken, ağaç olup kök salıyoruz.
Evlenmeler...
Bir çocuk daha doğurmalar...
Borçlara girmeler...
İşi büyütmeler...
Bir köpek bile bizi uçmaktan alıkoyabiliyor.
Misal ben...
Kapıdaki Rex'i bırakıp gidemiyorum.
Değil bu şehirden gitmek,
İki sokak öteye taşınamıyorum.
Alıp götürsem gelmez ki...
Bütün sokağın köpeği olduğunun farkında,
Herkes onu, o herkesi seviyor.
Hangi birimizle gitsin?
"Sırtında yumurta küfesi olmak" diye bir deyim vardır;
Evet, sırtımızda yumurta küfesi var hepimizin,
Kendi imalatımız küfeler.
Ama eğreti de yaşanmaz ki bu dünyada.
Ölüm var zira.
Ölüme inat tutunmak lazım,
İnadına kök salmak lazım.
Bari ufak kaçışlar yapabilsek.
Var tabii yapanlar, ama az.
Sadece kaymak tabakası.
Hepimiz kaçabilsek...
Bütçe, zaman, keyif... Denk olsa.
Gün içinde mesela...
Küçücük gitmeler yapabilsek.
Ne mümkün.
Sabah 9, akşam 18
Sonra başka mecburiyetler
Sıkışıp kaldık.
Sırf yeme, içme, barınmanın bedeli
Bu kadar ağır olmamalı.
Hayatta kalabilmek için bir ömür veriyoruz.
Bir ömür karşılığı, bir ömür yani.
Ne saçma...
Bahar mıdır bizi bu hale getiren?
Galiba.
Ben her bahar aşık olmam ama
Her bahar gitmek isterim.
Gittiğim olmadı hiç,
Ama olsun... İstemek de güzel.
CAN YÜCEL
28 Mart 2012 Çarşamba
Osho'dan İnciler
Herkes sana dikkat cekmemeni soyluyor.
Niçin ?
Niçin ?
Bu kadar kısa yasamda, neden dikkat cekmemek ?
Zıplayabildigin kadar yuksege zipla...
Dans edebildigin kadar delice dans et...
Zıplayabildigin kadar yuksege zipla...
Dans edebildigin kadar delice dans et...
24 Mart 2012 Cumartesi
Bahar Geldi Uyan Demeli:)
Hadi uyan
Gün ışığı çilemeye başladı başucunda
Denizler bir mavilik edindi günden
Seher yeline uyup kuşlar tüneğine uçtu
Bu türküyü dinlemeyecek misin
Hadi uyan
Aydınlığa çık da çil gözlerin ışısın
İlkyazlar sıcağı biriksin yüreğine
Yoksul olsan da uyan
Garip olsan da uyan
Madem ki güzelsin, güzeli yaşatmak için
Madem ki iyisin, iyiliği yaşatmak için
Madem ki umutlusun, umudu yaşatmak için
Hadi uyan
Denizi dinle yaşamak desin
Toprağı dinle barışmak desin
Göğü dinle sevişmek desin
Bir plak konmuş gramofona
İşte aşk, işte özlem, işte savaşmak gücü
Uyan diyor, uyansana
Hadi uyan
Sevdiğim uyan
N'olur uyan
Metin Eloğlu şiiri tam "bahar geldi uyanalım" şiiriymiş
21 Mart 2012 Çarşamba
21 Mart Gününün Anlam ve Önemleri
Bugünün 21 Mart olduğuna hiç farkında bile olmadan işimden bir günlüğüne izin aldım.Çünkü 5 yıl sonra yeniden üniversiteli olmaya karar verdim.En kötü kararın kararsızlık olduğuna ve her yaşantının bir sebebi olduğuna inanarak yüksel lisansa başvurdum.Hayrıma olacaktır eminim:)
Bugün gece ve gündüzün süresinin eşit olduğu gün.Bugün güneş ilk kez 0 derecede Koç burcuna girdiği için astrolojiye göre yeni yılın başlangıcı kabul edilirmiş.Astroart astroloji okulunun hafta boyunca "uluslararası astroloji günleri" kapsamında çeşitli eğitimleri olacakmış ilgililere duyurulur.
Bir diğer önemi; Mimar Sinan'ın, Kanuni Sultan Süleyman ve Hürrem Sultan'ın kızları Mihrimah Sultan için olağanüstü bir hesaplamayla yaptığı camilerde gözlenecek harikalar.Hikayesi şöyle;Kanuni Sultan Süleyman’ın kızı Mihrimah Sultan on yedisine bastığında, iki kişi onunla evlenmek ister. Mihrimah, yani Mihrü Mah, Farsca’da “Güneş ve Ay” anlamına gelir. Kızla evlenmek isteyenlerin biri Diyarbakır Valisi Rüstem Paşa diğeriyse Mimar Sinan’dır.
Padişah kızını Rüstem Paşa’ya verir.
Koca Sinan evlidir, ellisindedir ve de Mihrimah Sultan’a deliler gibi aşıktır! Gerçi sevdiğine kavuşamamıştır ama,aşkını, olanca güzelliğiyle sanatına yansıtmıştır.Üsküdar’a, Saray’ın isteğiyle elbet, 1540 yılında Mihrimah Sultan Camii’nin temelini atar ve 1548’de bitirir. Camiyi yaparken, eserine sanki “etekleri yerleri süpüren bir kadının” dış çizgilerini verir.
Derken, ilk kez padişah fermanı olmaksızın, Edirnekapı’da, pek kimselerin uğramadığı ıssız ama İstanbul’un en yüksek tepelerinden birine, ikinci bir eser yapmaya koyulur Mihrimah Sultan’a. Cami küçücüktür. Minaresi otuz sekiz metredir, bir adet incecik kubbesi üzerindeyse yüz 61 pencere, camiin iç güzeliğini aydınlatır. İçerdeki sarkıtlar ve minare kenarlarındaki işlemeler Mihrimah Sultan’ın topuklarını döven saçlarını anımsatır insana.
21 Mart'ta gidip Edirnekapı ve Üsküdar’daki camileri aynı anda görebileceğiniz bi yer bulun(orası neresi ben bulamadım ama:( Göreceğiniz manzara şudur:Edirnekapı camiinin tek minaresi ardından tepsi gibi kıpkırmızı güneş batarken, Üsküdar’daki camiinin ardından ay doğar! Mihrü Mah eşittir Güneş ve Ay.Unutmadan, 21 Mart Mihrimah Sultan’ın doğum günüdür.
Dünya Down sendromu günü de bugün.Down Sendromu bir hastalık değil; tıpkı yeşil göz, sarı saç gibi bir oluşumdur. Bu nedenle tedavi olanağı yoktur.Bunun için bilinçlenelim,bilinçlendirelim hiç kimseyi ötekilestirmeden.
Bir de bugün dünyanın çeşitli ülkelerinde 90’lı yılların başından beri kutlanan "World Storytelling Day", yani "hikâye anlatıcılığı günü"Bugün aslında dünyada bir festival coşkusuyla kutlanıyormuş. Gece ve gündüz zamanının eşitlendiği, baharın müjdecisi bugün farklı kültürlerden farklı öyküleri paylaşmak hoş olabilir.
Baharla birlikte gelen her yeni günü; güneş ışığı gibi yaşayıp,içime içime çekip ,güzel masallar tadında sonlandırmaya niyet ediyorum.
Etiketler:
21 mart,
bahar,
down,
mihrimah sultan,
storytelling
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)









