kitap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kitap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Mayıs 2012 Pazartesi

Kitap:Aşka Veda

Aşka Veda ,Can Dündar'ın yeni kitabı Can yayınlarından çıkan.Bir insan bu kadar mı konuşur okurlarıyla?Bu kadar mı yüreğine işler o satırlar insanın?
Öyle satırlar ki,okuyanın hayatının tam canevine dokunup oradan da alıp bambaşka hayallere,hayatlara götüren...Çokca üç noktalı...

Kitabı yeni aldım ya da kitap beni benden yeni aldı :)

Altı çizili satırlarım çok.Bir kaç satır ve arka kapak yazısını yazıyorum.

*Heyecanla kalbe dolan,hararetle vücuda yayılan kandan ölen görülmemiştir,oysa kalbin oksijensiz,havasız,sevdasız kalması,yani"kalp yetmezliği"öldürebilir insanı...Boşa değil duran kalbi çalıştırmak için ,kalbi duranın dudağına yapışmak...

*Her sokak,her vitrin,her mesken,koskocaman,kıpkırmızı,kanlı canlı ,yusyuvarlak kalplerle doluyken kaburgalarının arasında boş ya da kırık bir kalple dolaşmak ne can yakıcıdır bilirim.Parkta tahteravallisinin karşı kefesini dolduracak arkadaş bekleyen bir çocuğun hüznü...Öksüzlere özgü bir "Anneler günü"...

*Belki de en iyisi kuyruğu her daim dik tutmaktır.Şefkate kanmış bir ev kedisi olmaktansa gardını almış hayta bir sokak kedisi kalmak evladır.

Arka Kapaktan;

Nostaljik bir mazi güzellemesi yapmak istemem," diyor Can Dündar, zindana dönüşen, koyu bir karanlık olan 70'lerdeki ilişkileri anlattığı yazısında: "Ama aşkın ha babam ertelendiği o kanlı karanlıkta bile, en dayanışmacı ve masum yanları saklıydı insanoğlunun..."

"Şimdi bakıyorum da, umursamaz kalabalıklarda metruk bir yalnızlık yaşıyor neslim..."

Aşka Veda, Can Dündar'ın aşka dair yazılarını bir araya getiriyor. Körkütük, sırılsıklam aşkları, özlemi, yalnızlığı, ayrılığı ve terk edilme acısını; "kâh içten içe kabaran kâh gürül gürül çağlayan o deli nehri," anlatıyor.

Siyasetten ve popüler kültürden kadın ve erkeklerin zaman içinde değişen yüzlerine bakıyor. "Söylenmemiş o iki sözcük yüzünden heba olup gitmiş" nesiller ile nihayet kavuşan ama mutsuz mu mutsuz olan günümüz gençliğini karşılaştırıp şiirini kaybeden zamane ilişkileri sorguluyor. Şehvet sevdadan soyunduğunda, Eros okunu kırdığında, piyasa duruma el koyduğunda aşkın nasıl can çekişmeye, körelip çirkinleşmeye başladığını sergiliyor.

Hazsız evliliklerden evliliksiz hazlara, sekssiz aşktan aşksız sekse; ateşten gömleği gönüllü giyenlerden, aşkını kariyerine feda edenlere geçişin izini sürüyor.

Aslında bir türlü veda edemediğimiz, her daim ihtimal dahilinde olan aşkı anlatıyor Can Dündar, Aşka Veda'da.

Ve olası bir sevda kuraklığı tehlikesine karşı, okurları uyarıyor...

3 Nisan 2012 Salı

Tanrılar Okulu

European School of Economics'in kurucusu Prof.Stefano E. D'Anna'nın yazdığı Tanrılar Okulu kitabı geçen seneden beri elimde olan, ara ara dönüp baktığım, bir çırpıda değil de sindire sindire okunması gereken bir kitap.Bazı kitaplar bitmesin istersiniz,bitmezde.Altı çizili her cümle alır bir düşe götürür bizi.Tanrılar Okulu'da bitmemiş olmasına rağmen, elime aldığımda yine kaldığı yerden beni harekete geçiren bir kitap


Kitaptan altı çizili satırlar:
*Dünya,senin onu düşlediğin gibidir;o bir aynadır.Dışarıda kendi dünyanı bulursun,yarattığın,düşlediğin.Değiş ki dünya değişsin...
*Bağımlılık,özgürlükten yoksunluğu ve yaşamdan vazgeçişi gizlemek için insanların taktığı maskedir.

*Varlığını hafifletmek ciddi bir emek ister.Bunun için ebeveynlerinin,öğretmenlerinin,felaket tellallarının ve kıyamet habercilerinin sana dayatma yoluyla öğrettikleri her şeyi arkanda bırakman gerekir.

*Gördüğümüz ve dokunduğumuz her şey bir görünmeyenden gelir.

*Yaşantında herşey tekrar ediyor.Aynı olaylar defalarca yaşanıyor,çünkü onları değiştirmek istemiyorsun.Yine şikayet ediyor yine dünyayı suçluyor ve yine dışarıdan birilerinin seni incittiğine ve felaketler getirdiğine inanıyorsun.Zamanın bu döngüsünde sıkışıp kalmış bir kişinin gerçek bir geleceği olamaz.Ancak tekrar tekrar yaşadığı bir geçmişi olur.

*Yaşamda boşluklar yoktur.Eğer sen,kendini yeni bir biçimde düşünmeye ve davranmaya zorlayarak bunları doldurmazsan,bunu senin adına tüm zalimliğiyle başkası yapacaktır.

*Görüş açımızı alt üst etmeyi öğrenmemiz gerekmektedir.İnsanların genellikle zorluk veya felaket olarak görüdkleri,beddua ettikleri,her ne pahasına olursa olsun kaçındıkları her şey aslında ölüm psikolojilerini yaşam psikolojisine dönüştürmelerini sağlayacak çok değerli malzemelerdir.Kötülük,iyiliğe hizmet eder.

*Daha az ye,daha çok düşle.Daha az uyu,daha çok nefes al.Daha az öl,edebiyen yaşa...

*Sen kendine yatırım yaparsan,dünya da sana yatırım yapar.

*Dünya,kendi 'düşlerimizin' hayata geçirilmesidir...Ya da kabuslarımızın...

28 Şubat 2012 Salı

Hastalık iyileşmeye giden yol

Zıtları birleştirmeye cesaret etmeden önce ,ayırt etmeyi ve bölünmeyi öğrenmek zorundayız.İnsan,ruhunun en karanlık gecesinde ve en derin ümitsizliğinde ,kendinin ışığını bulabilmek için maddesel dünyadaki kutuplaşmanın derinliklerine,bedenselliğe,hastalığa,suça ve günaha inmek zorundadır.Bu ışık,onun eziyet ve acıdan geçen yolunun.anlamlı bir oyun olarak görmesini sağlayacak ve zaten her zaman var olduğu yerde,birlikte kendisini yeniden bulmasına yardım edecektir.

İyiyi ve Kötüyü tanıdım,Günahı ve Fazileti,Haklıyı ve Haksızı;Yargıladım ve Yargılandım;Doğumdan ve Ölümden geçtim;Sevinçten ve Kederden;Cennetten ve Cehennemden;ve en sonunda anladım ki,Ben her şeyle "Bir"im ve her şey benim içimde.

Hastalık iyileşmeye giden yoldur derken ;hastalığı sevmeye,kendine iyi davranmaya,her şeyin bir sebebi olduğunu anlamaya çalışmaca...

24 Şubat 2012 Cuma

Altı Çizili Satırlar:Bin Yüz Bir İnsan

"Bin yüz bir insan" adlı kitapta daha okumadan ilgimi çekenleri buraya yazmıştım.Çok beğenip ,sindire sindire okuduğum kitaplardan biri oldu.Kitaptan altı çizili satırlar:

*İnsanların seni nasıl tanımlamasını istersin?Bil ki bunu cevaplarken kendini nasıl ortaya koyarsan onlar da seni öyle tanımlayacaklar.Kendini öyle bir ortaya koy ki ,yoruma gerek kalmasın...
*Aynı anda 10 kişi aynı yere bakarken,o yerde 10 ayrı gerçeklik doğar.Senin gerçekliğin ,senin kaderini yaratır.Sonuçta dünyayı kendin gibi algılarsın.Bundan sıyrılabildiğin gün de gerçekten"gerçek"ile tanışırsın.
*Dünya bir yap boz ve sen o yap boz da önemli bir parçasın.Bir parça eksik olursa yap boz tamamlanmaz.
*Bildiğin,deneyimlediğin şeyleri yeniden yaşamak güvenlidir,korkulara  kalkandır.Deneyimlediğini,bildiğini sürekli kılma ise rutindir,eşiği atlayamamaktır.Yaşadığını hissettiğin ve öğrendiğin anlar ,bilinmeyenle buluştuğun anlar olacak.Yeni şeyler dene,alternatiflere bak.
*İki kişinin birbirine yaslanması ve iç içe geçmesi bize iyi bir şey olarak öğretildi.Oysa,iki bireyin birbirine yaslanmadan çok,yan yana durabilmesidir önemli olan...
*Bugüne kadar yaşadıkların bugünkü seni yarattı.Tüm geçmişine sahip çıkarak,şimdi bugün yeniden başlayabilirsin.Geç olabilmesi için ne kadar zaman kaldığını bilmen gerekiyor.Ama bilemem,bilmiyorum,kimse bilemez,sen de bilmiyorsun...
*Hiç bir zaman geç değil.Gerekli koşullar oluştuğunda ,olması gereken her şey oluyor.

31 Ocak 2012 Salı

Türkiye'de Bir İlk:Kitap Videosu

Bir arkadaşımın tavsiyesi üzerine aldım "Bin Yüz Bir İnsan"ı.Aret Vartanyan'ın Butik yayıncılıktan çıkan kitabı.Daha yeni başladım kitap hakkında detaylı yorum yapamayacağım.Ama ilk sayfalarda kendine bağlayan kitaplardan biri olacağına eminim. İnsanın günlük yaşamın yükü altında, koşuşturmacasında sıkışmışlığını, taşıdığı kalıplarını, önyargılarını cümlelere taşırken, kendi gerçekliğini keşfetmesi ve bu gerçeklikle yaşayabilmesini sade bir yaklaşımla irdeliyor.


Kitapla ilgili ilginç bir detay ilk kez bir kitap klibi yapılmış olması.Gökhan Kırdar’ın o benzersiz sesi ve müziğiyle seslendirilmiş ve kendisiyle beraber Ece Özdikici, Zafer Yılmaz da rol almışlar klipte. İstanbul’da 7 ayrı sette çekilmiş ve Türkiye’de bir kitap için çekilen ilk büyük prodüksiyonlu projeymiş.

Arka Kapak:

Birkaç kitabın arkasını çevirip bakıyorsun ve yine kendini arıyorsun. Yaşamında yapmak isteyip de yapmadığın ya da yapamadığın ne kadar çok şey var. Oysa istemediğin birçok şeyi yaşadın ve yaşamaya devam ediyorsun. Peki ya sen kimsin? Gerçekten ne istiyorsun?
Seni tanıyorum.Kırgınlıklarını, hayal kırıklıklarını, hayallerini, yaşadıklarını ve yaşayacaklarını biliyorum. Çünkü, elinde tuttuğun bu kitabı sen yazdın.
Her gün onlarca role girerken, kendi kuklalarımızı yaratıyoruz. Kendimizden yarattığımız, günlük hayatta oynattığımız onlarca kukla. Her rolün bir kuklası var. Bir insanın, bin farklı yansıması...

Bir bedende kaç kişisin?

Bu kez benim yaşadıklarımda, seni sana anlattım.

Seni, bugüne kadar yaşamadığın bir yolculuğa davet ediyorum. Bittiğinde dünya bambaşka olacak.

Bu sefer kendin için bir şey yap. Hiç değilse bir kez bu kadar düşünme...

Eğer istersen benimle gel.

23 Ocak 2012 Pazartesi

Kitap:Nefes Mutluluğa Giden Yol

Okuyup da "işte bu tam aradığım kitap,bu başka bir kitap,mutlaka okunmalı,arada bir sayfalar karıştırılmalı,sevdiğim cümleler deftere not edilmeli" demeden geçtiğim kitap sayısının az olması şanslı olduğumdan mıdır , yoksa o anki ihtiyaca uygun kitap seçme becerimden mi bilemiyorum:) Altı çizili yazıların kaybolmaması ,arada hatırlanması için buraya da yazmaya karar verdim.

Nevşah Fidan'ın "Nefes,Mutluluğa Giden Yol"undan :

*Yaşam bir tecrübe.Basit Bir film.Çözülmesi,anlaşılması gerekmiyor.Sadece izlenmesi gerekiyor

*Güven bir kişinin büyümesine,genişlemesine destek olmak demek.Birine güvendiğiniz zaman ona tüm kapıları açıyoruz."ben yokum artık sadece sen varsın,istediğini yap" diyoruz.Ego yok oluyor,sevgi şefkat ve anlayış kalıyor.

*Mucizeler pozitif düşünerek değil,pozitif varoluşla mümkün.

*Kazananlar oyunu oynar,kaybedenler şikayet eder

*..özgürce anı yaşayıp yaşamı olduğu gib kabul edip kendimize yatırım  yapalım.Ayrılmayacağımız,yok olmayacak tek gerçeğe,ruhumuza...

*Yarın ölecekmişsin gibi yaşa,hiç ölmeyecekmişsin gibi sev.

*Her seyahat bir yaşam hikayesidir

*FAVORİM:Seyahat ederken son derece hassas bir pozisyona geçiyoruz.Hatta çaresiz.Bir bebek gibi nereye gittiğimizi,ne ile karşılağımızı bilmiyoruz.Hatta çoğu zaman konuşulanları bile anlamıyoruz.Bu hassas durumda rahat bir şekilde,ne olursa olsun her şeye güvenerek kalabiliyorsanız siz,"OL"dunuz demektir!"YAPMA" durumundan "OL"ma durumuna geçtiniz...

Devamı kitapta...

17 Aralık 2011 Cumartesi

2011'de Okunanlar

Her yıl kaç kitap okudum,neler okudum,hangileri neler kattı diye bir gözden geçiririm kitaplığımı..2011'de bitenler listem:

*Eş Ruhumun Eş Zamanı-Işık Elçi

*Tanrı ile Sohbet- Neale Donald Walsch

*Şükür Defteri- Meral Ceylan

*Esmaül Hüsna - Işık Elçi

*Mavi Orman - Defne Suman

*Meleklerle Yaşamak- Beki İkala Erikli

*Meleklerle Yaşamak El Kitabı- Beki İkala Erikli

*Erkek Dedikodusu - French Oje -TB

*S*ktir Et- John Parkin

*Evrenden Torpilim Var - Aykut Oğut

*Aşk Kuantumu - Nuray Sayarı

*İçinizdeki Gücün Sırrını Keşfedin - Nuray Sayarı

*Spiritüella - Nevşah Fidan

*Firarperest - Elif Şafak

*Kadın Gibi Düşün Erkek Gibi Davran - Steve Harvey

*Bakire Kızlar ve Ötekiler- Neşe Cehiz

*Farkında Abla Aydınlanma Yolunda - Isabel Losada