28 Şubat 2012 Salı

Hastalık iyileşmeye giden yol

Zıtları birleştirmeye cesaret etmeden önce ,ayırt etmeyi ve bölünmeyi öğrenmek zorundayız.İnsan,ruhunun en karanlık gecesinde ve en derin ümitsizliğinde ,kendinin ışığını bulabilmek için maddesel dünyadaki kutuplaşmanın derinliklerine,bedenselliğe,hastalığa,suça ve günaha inmek zorundadır.Bu ışık,onun eziyet ve acıdan geçen yolunun.anlamlı bir oyun olarak görmesini sağlayacak ve zaten her zaman var olduğu yerde,birlikte kendisini yeniden bulmasına yardım edecektir.

İyiyi ve Kötüyü tanıdım,Günahı ve Fazileti,Haklıyı ve Haksızı;Yargıladım ve Yargılandım;Doğumdan ve Ölümden geçtim;Sevinçten ve Kederden;Cennetten ve Cehennemden;ve en sonunda anladım ki,Ben her şeyle "Bir"im ve her şey benim içimde.

Hastalık iyileşmeye giden yoldur derken ;hastalığı sevmeye,kendine iyi davranmaya,her şeyin bir sebebi olduğunu anlamaya çalışmaca...

26 Şubat 2012 Pazar

Gönderilmeyecekler Postası

Yokluğunda, varlığının hayalleriyle geçen günlerden bugünde yaptım işte,tıklayıverdim  engelimi kaldırdığın sayfanı.

Ne gördümveya ne görecektim umrumda mı?Değil.Sadece görmek istedim ve özlemdi..Tüm kontrol manyaklığımı, kuralları tabuları yıkıp bir bakış atmaktı.Belki hiç fark etmeyeceğindir, belki fark edip "unutamadı" diyeceğindir belki dalga geçecegin, belki gurur kaynağın...

Ama benim için sadece özlemdi.Bir de bilmem kaç yıl öncesinde yaptığım gibi bir kaçamaktı.Ne zamandı hatırlamıyorum bile.Kolyelere,yüzüklere bakarken o yüzükler arasından bir tek taş öyle bir parlamıştı ki alıp takıvermiştim parmağıma.Görmek istemiştim bir kere, nasıl olurdu diye sensiz günlerden birinde.Ama öyle bir hızla takıp çıkarmıştım ki görevli kız bir tuhaf bakmıştı bana.Sanki kötü bir şey yapıyormuşum gibi. Kimbilir belki çalmaya çalıştığımı ve yakalandığımı falan düşünmüştür.Oysa ben çalmak ne de yakalanmak istiyordum.Sadece  yakalamak istemiştim aşkı.Hani o;birşey beklersem,senden birşey istersem seni kaybederim korkusu var yaaaa..O,o kadar içime içime işlemiş ki sahte,uyduruk üç liralık yüzüğü bile kendime değer görmedim o gün,korktum hızla çıkardım.Sanki ucunda seni kaybetmek vardı.Bugün aynı korkuyla-ya görürse,ya anlarsalarla-tıkladım bir kaç saniye baktım ve aynı hızla ve korkuyla kapatıverdim sayfanı.

Saçma,anlamsız,hüzünlü,özlemli,yalnız,karmaşık,üzgün,gözü yaşlı birşeyler işte...

Mazeretin bittiği yer...Nick Vujicic

Tüm pazarımı öfleyerek,ağrılarla,yapmam gerekenleri erteleyerek,söylenerek,sızlanarak,keyifsiz geçirdim.Sonra çok yalnız hissettim,sonra değersiz sonra şanssız...Ama en sonra bu videoyu izledim.Tüm dengeler bir anda alt üst oldu...

Nick Vujicic 1982 yılında Avusturalya da doğmuş, 2007 yılında Amerika-Kaliforniya'ya taşınmış bir engelli.

Doğuştan kolsuz, bacaksız olan Nick, halen Amerika'da Life Without Limbs derneğinin başkanlığını yapıyor.

Nick aynı zamanda dünyayı dolaşan, televizyon, radyo programlarına katılan, gençlere, çocuklara, iş insanlarına, engellilere moral, motivasyon, cesaret aşılayan ünlü bir konuşmacı.

Adeta "yapamam, ama nasıl?, fakat şanssızım, lakin kimse elimden tutmadı" diyen insanlara sarsıcı bir tokat gibi...

Onu tanıtan sayfasının son cümlesi ise çok etkileyici; "Tanrı dünyadaki elleri ve kolları olarak kolsuz bacaksız bir adamı kullanabiliyorsa, istekli bir kalbi haydi haydi kullanır"...


 

24 Şubat 2012 Cuma

Altı Çizili Satırlar:Bin Yüz Bir İnsan

"Bin yüz bir insan" adlı kitapta daha okumadan ilgimi çekenleri buraya yazmıştım.Çok beğenip ,sindire sindire okuduğum kitaplardan biri oldu.Kitaptan altı çizili satırlar:

*İnsanların seni nasıl tanımlamasını istersin?Bil ki bunu cevaplarken kendini nasıl ortaya koyarsan onlar da seni öyle tanımlayacaklar.Kendini öyle bir ortaya koy ki ,yoruma gerek kalmasın...
*Aynı anda 10 kişi aynı yere bakarken,o yerde 10 ayrı gerçeklik doğar.Senin gerçekliğin ,senin kaderini yaratır.Sonuçta dünyayı kendin gibi algılarsın.Bundan sıyrılabildiğin gün de gerçekten"gerçek"ile tanışırsın.
*Dünya bir yap boz ve sen o yap boz da önemli bir parçasın.Bir parça eksik olursa yap boz tamamlanmaz.
*Bildiğin,deneyimlediğin şeyleri yeniden yaşamak güvenlidir,korkulara  kalkandır.Deneyimlediğini,bildiğini sürekli kılma ise rutindir,eşiği atlayamamaktır.Yaşadığını hissettiğin ve öğrendiğin anlar ,bilinmeyenle buluştuğun anlar olacak.Yeni şeyler dene,alternatiflere bak.
*İki kişinin birbirine yaslanması ve iç içe geçmesi bize iyi bir şey olarak öğretildi.Oysa,iki bireyin birbirine yaslanmadan çok,yan yana durabilmesidir önemli olan...
*Bugüne kadar yaşadıkların bugünkü seni yarattı.Tüm geçmişine sahip çıkarak,şimdi bugün yeniden başlayabilirsin.Geç olabilmesi için ne kadar zaman kaldığını bilmen gerekiyor.Ama bilemem,bilmiyorum,kimse bilemez,sen de bilmiyorsun...
*Hiç bir zaman geç değil.Gerekli koşullar oluştuğunda ,olması gereken her şey oluyor.

22 Şubat 2012 Çarşamba

Tüm Dileklerim Seninle

TÜM DİLEKLERIM SENİNLE OLSUN ..

Sana, her şeyi paylaşabileceğin biriyle, birlikte olma mutluluğu dilerim..


Her zaman olmasa da en istediğin zamanlarda, bulduğuna değil umduğuna sahip olmani dilerim..
Kötü günlerde senin elinden tutacak kadar cok mutlu anıların olmasini dilerim..

UMARIM Kapıyı zamanında açıp telefon son kez çalmadan önce yetişirsin..
Lüks bir lokantada adlarını ilk kezduyduğun yemekler arasından hoşuna gidecek olanı seçersin..
Cebinde her zaman eve dönecek kadar paran olur..
Birileri icin vazgecilmez olursun..

Kışlık ceketinin cebinde hatırı sayılır miktarda para bulursun..
Banka hesabin hep çoğalir..
Neler yapabildiğine kendinde şaşırır, bir hayale değil,gerçek birine aşık olursun..
Tam istediğin yanıtı alırsın..
Acik, akillara kazınan, güçlü.. Hem de anında..

GÜÇLÜLÜK VE CESARET
Senin icin dileyeceğim bir dilek gercekleşecek olsa,once ne isteyeceğimi şaşırırdım..
Güzellik tehlikeli ..Bilgeligin kazanilmasi gerekir,
Ask ise senin bileceğn bir iş..
Ama sonunda eminim ki bunlardan da iyi bir sey seçerdim ; Cesaret..
Umarım aşkın bedelini asla kendini ezdirerek ödemezsin..
Umarin bütün zorbaların hakkından gelir,başın dik olarak yürüme gücünü bulursun..
Verici olmak büyük mutluluktur..Ancak hep ama hep vermek aklı ve yüreği kurutur..
Çay bahçesinde, resim galerisinde, kırlarda..
Nerede olursan ol, birazda almasını bil..
Bırak kuşlar, resimler, kitaplar, gerçek dostlar canına can katsın..
Biz insanlarin beslenmesi gerek..

MUTLULUKLAR, SEViNÇLER
Adresini yitirdiğin bir dostundan mektup gelmesi;
Sana gereksinimi olan birinin seni görünce gözlerinin gülmesi;
Ektiğin tohumların filizlenmesi; yitirdiğin bir şeyin taşınırken bulunması;
Güneşin ilk ışıklari, sabah kuşlarin cıvıltısı,
Yağmurdan sonra buram buram toprak kokması;
Sevdiğin insanın karşına çıkması;
Yağmurda el ele yürüyüş;
Toprağın, tohumların uyanışı..
Düşünme,düşünülme;
Sevme, sevilme..
Düğün,dernek..
Kız çocuk, erkek çocuk..
Büyümeleri gelişmeleri..
Onların mutluluğunu görmek..
Torunları kucaklamak,
onlarla çocuklaşmak,
yeniden yaşamak geçmişi,
iste sevinçler, işte mutluluklar..Doyasıya yaşamak gerek..
Eğer olanağım olsa seni bütün üzüntülerden korurdum..

VE ŞUNLARI ;
Heyecanla beklediğin telefonun yanlış numara çıkmasını,
Pahalı bir ambalaj içindeki hediyenin hoşlanmadığın kokular salmasını,
Buyuk ikramiyeyi bir numara ile kacirmani,
Karşılıklı sandığın sevginin karşılıksız çıkmasını,
Tatilde cektiğin fotografların yanmasini,
Uzaktan kuş diye sevgi ile baktığın şeyin aslında ağacın dalında asılı kalmış bir çorap olmasını
ve aşkın da biten bir sey olduğunu tatmanı HiÇ iSTEMEZDiM.

ZOR GÜNLER ;
Acıların yorumunu yapmak anlamsızdır..
Hiçbir zaman geriye dönülmez..
Hiçbir büyü olanları değistiremez, suç kimsenin değildir..
Aldığın yaralar ne denli derin olursa olsun, yüreğinde sakladığın keyifli anları, küçük mutlulukları unutma..
Kendine zaman tanı, nasıl olsa bu da geçer,gider..
Yitirmek bizi tüketir. Ama yüreğine acıları gömmeyi öğrenmelisin..
Yaşam seni yeniliyecektir..inan bana..
Geçmişi ardında bırakmanin ve her şeye yeniden başlamanın sağladığı mutluluğu yaşamanı isterim..
Bütün başarısızlıkları, kederleri, kötü yazgılari senden uzak tutabilsem keşke; ama o zaman yaşamin kendisinden uzak düşerdin..
Mutluluk kadar kalp acılari, yürek sancılarıdır bizi canlı kılan ve yeniden yaşama bağlayan..
Mutluluğu sakınarak sürdür; ödünç alınmıştır cünkü..

NEREYE GiDERSEN GiT
Yürüdüğün o bildik yolda yeni başlangıçlar olacaktır..Korkular, kuşkularla dolu zorluklar yaşanacaktır.. Mutlu saskınlıklar da olacaktır..
Bir dönemeçte dünya ayaklarının altında uzanacak , bir diğerinde derin vadiler karşılayacaktir seni..
Yürüdükçe yeni tatlar, yeni kokular, yeni dokunuşlar kesecek yolunu..
Bu sectiğin yol senin mutluluğun, senin yaşamın..
Mutluluk diliyorum..
Ancak kendi kabuğuna çekilerek yaşanan mutluluğu değil..
Rahatlık uğruna hayallerinden vazgeçerek elde edilen türden olanı da değil..
Gerçekten yapmak istediklerini yaparken yaşanacak mutluluğu..
Ya da caba gösterme riskini, verme riskini, sevme riskini goze aldığında duyulan mutlulukları...


Yazarı bilmiyorum :(bilen varsa söylerse sevinirim

19 Şubat 2012 Pazar

Hayattan Öğrendiklerim (90 yaşında)

Hayattan Öğrendiklerim

1. Mutluluğun için senden  başka sorumlu yoktur! .

2. Her yaşadığın felaketin  ardından kendine şu soruyu sor: "Beş yıl sonra  bunun benim için ne önemi olacak??"

3. Daima yaşamı seç.

4. Herkesi, herşeyi affet.

5. Başkalarının senin hakkında  ne düşündüğü seni ilgilendirmez! .

6. Zaman her imkana sahip..  Zaman tanı!

7. Durum ne kadar iyi veya kötü  olursa olsun, değişecektir..

8. Kendini fazla ciddiye alma,  kimse almıyor ki zaten!.

9. Mucizelere inan!!.

10. Allah, Yaradan olduğu için  seni seviyor. Yoksa yaptıkların ya da yapmadıkların
için değil!!

11. Hayatı denetlemeyi bırak!. Öne çık, kendi hayatını kendin yarat.

12. İki seçeneğin var  "Erken ölmek" ya da "yaşlanmak"..

13. Çocuklarınızın, yaşayacak  başka çocukluk dönemi yok!.

14. Sonuçta gerçekten önemli olan sevmiş olmandır!!.

15. Her gün dışarı çık.. Mucizeler her yerde seni bekler!.

16. Dertlerimizi bir torbaya  doldurup, milletinkilerle bir arada görsek, bizimkileri geri  toplardık..

17. Kıskançlık zaman kaybıdır.  Zaten ihtiyacınız olan her şeye sahipsiniz!!

18. Her şeyin en iyisini daha  yaşamadın!!.

19. Kendini nasıl hissedersen et,  kalk, giyin ve dışarı çık!

20. Yol ver!

21. Hediye paketinde olmasa bile,  hayat yine de bir hediyedir!!. "


Ohio'lu 90 yaşındaki Regina Brett'in kaleminden
Alıntıdır
 
 

14 Şubat 2012 Salı

Google'ın Doodle Aşkı

   Belki de aşk; astronotun uzaylıyla,prensesin kurbağayla,kedinin köpekle,beyazın siyahla,aynı cinsiyetlerin birbiriyle,kurabiyenin çikolatalı sütle olan uyumu ile yada tek ipi, tek kollarıyla çeviren ellerin aynı adımlarda havalara uçmasıyla güzeldir...


11 Şubat 2012 Cumartesi

ACİL!Belki bir anneyi miniğine ve aşkına kavuşturabilirsiniz

   Gamze Akbaş genç bir anne,eşine aşık bir kadın ve blogger.Ancak şu anda Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi’nde yatıyor. Kan Grubu A RH(+) ve bizlerden yardım bekliyor. Lösemi ile savaşıyor. Doktorlar çok zamanları olmadığını söylemiş.Uygun ilik aranıyor.İlik bulunmasa bile kan vererek trombsit nakline destek olabilirsiniz.Kan grubu fark etmiyor.Çünkü gereklı kan grubuyla kan değişimi yapılabiliyor ve bunun için hiç bir ücret talep edilmiyor.


  Hepimiz başımıza her an kötü bir şeyin geleceğini biliriz de hep hiç yokmuş gibi yaşarız.Şimdi biraz daha"Farkında" olma zamanı.Ne kadar çok kişiye duyurulabilirse o kadar iyi.


Ve bir ANNE'nin kaleminden eve veda yazısı...


    Sevdiğim Emrah’ımdan dinledim bu masalı, hastalığın tekrarlandığını öğrendiğimiz günün gecesinde sabahlarken anlattı bana. Bir çocuk varmış mutluymuş o da bizim gibi, bir gün okula başlamış. Ama annesinin yanından ayrılamıyormuş hep ağlıyormuş beni tek bırakma diye. Anne eğilmiş yavrusunun gözlerine kadar, anlatmış onu ne kadar sevdiğini ve açmış avucunun içini ben senin avucuna bir öpücük konduruyorum. Bu öpücük sen ellerini yıkasan bile ellerinden akıp gitmez canım yavrum. Ne zaman bana ihtiyacın olduğunu hissedersen avcunun içine bıraktığım öpücüğü hissedeceksin.

   Bir öpücük kondurur yavrusunun minik avucunun içine anne. Şimdi parmaklarını kapat sımsıkı tut yavrum der.

   Bende öyle yaptım tıpkı canım sevgilim Emrah’ımın bana yaptığı gibi ,
Canım kocam sağ avucumu öptü doya doya defalarca kez kapat şimdi sımsıkı dedi ellerini yıkasan bile geçmez bu öpücüğün gücü.

   Canım yavrum sol avucumu öptü, bende onun iki avucunu birden öptüm, kapat annecim sımsıkı tut bu öpücüğü ellerini yıkasan bile geçmez bu öpücüğün gücü dedim. Minik parmaklar hemen kapattı sımsıkı tuttu. Kursdan dönünce bana kepçe ve traktör al tamam mı dedi.

   Sana söz veriyorum alcam annem dedim. Dedim demesine ama dediğime ben bile inanmadım

   Ayrıldım evden ağlıyarak, hıçkırarak çıktım, yutkunamadım boğazım düğüm olmuş çoktan.

   Kardeşim, annem, babam gözünüzü yaşlı bıraktım. Affedin beni. Allah size Atakan büyüyüp kendi ayakları üstünde durana kadar güç, kuvvet versin. Emrah’ımı yalnız bırakmayın sakın. Nereye tayini çıkarsa ona destek olun yalvarırım size. Gözüm arkada değil benim. Önce Allah’ıma sonra size emanet canım yavrum.

Gamze Akbaş'ın kişisel blogu :
http://atakan310309.wordpress.com/